İlişkide Şeffaflık Sınırı Nerede Başlar

Evlilik, "iki bedende bir can olmak" olarak romantize edilse de, dizilerde ve filmlerde böyle gösterilse de, aşk şarkılarında böyle söylense de, gerçek hayatta biz hala iki ayrı bireyiz, iki ayrı kimliğiz, iki ayrı iç dünyayız. Her birimizin kendi düşünceleri, kendi hayalleri, kendi korkuları, kendi geçmişi, kendi sırları vardır ve bunların hepsini paylaşmak ne mümkündür ne de gereklidir. Peki, bu bireysellik nerede biter, çift olmak nerede başlar? Kendi alanımızı korumak nerede biter, eşimizi dışlamak nerede başlar? Birçok çift, pek çok evlilik, şeffaflık ile kontrolü birbirine karıştırır ve bu karışıklık büyük sorunlara, güvensizliklere, kavgalara yol açar. Şeffaflık, "Senin bilmen gereken, seni ve bizi, bu ilişkiyi etkileyen her şeyi seninle paylaşırım, senden saklamam" demektir; bu sağlıklıdır, güven inşa eder. Kontrol ise "Attığın her adımdan, düşündüğün her şeyden, gittiğin her yerden, konuştuğun her insandan haberim olmalı" demektir; bu sağlıksızdır, hastalıklıdır, boğucudur, ilişkiyi zehirler.
İşte kritik, hayati ayrım: Mahremiyet ve Gizlilik aynı şey değildir, bu ikisi birbirine karıştırılmamalıdır. Mahremiyet, bireysel bir alandır, kişisel bir sınırdır, herkesin hakkı olan özel bir köşedir. Arkadaşınızla yaptığınız dertleşme, en yakın dostunuzla paylaştığınız kişisel konular, günlüğünüze yazdıklarınız, tuvalette geçirdiğiniz zaman, zihninizden gelip geçen rastgele düşünceler, okuduğunuz kitabın içinizde yarattığı duygular, geçmişinizle ilgili henüz paylaşmak istemediğiniz anılar... Bunların hepsini eşinize anlatmak zorunda değilsiniz, bunların hepsini paylaşmak zorunda değilsiniz. Bu bir sınırdır, bu bir kapıdır ve bu sınır sağlıklıdır, normaldir, gereklidir. İnsanın kendine ait bir odası olması, bu oda zihninde olsun veya fiziksel olarak olsun, fark etmez, onu ilişkide daha besleyici, daha enerjik, daha vermek isteyen biri kılar. Çünkü insan tamamen tükendiğinde, tamamen boşaldığında, hiçbir şeyi kendine saklamadığında, bir süre sonra verecek bir şeyi kalmaz. Kendi bahçenizi sulamak, ilişkinizin bahçesini de yeşertir.
Gizlilik ise tamamen farklı bir şeydir, bambaşka bir kategoridir. Gizlilik, eşinizin bilmesi gereken, bilmeye hakkı olan bir gerçeği, öğrenirse ilişkiniz zarar görecek diye, tepki görecek diye, kavga çıkacak diye kasıtlı olarak, bilinçli olarak saklamaktır. Borç yapmak ve bunu gizlemek, eski sevgiliyle hala mesajlaşmak ve bunu saklamak, işten kovulmak ve her sabah işe gidiyormuş gibi yapmak, bir sağlık sorunu olup söylememek, aile ilişkilerinde ciddi bir çatışma olup gizlemek... Bunları saklamak mahremiyet değil, iletişimde ve güvende gedik açan kandırmacadır, aldatmadır, yalandır. Gizlilik, aranıza görünmez ama çok gerçek, çok kalın bir duvar örer; bu duvar her gizlenen şeyle biraz daha kalınlaşır, biraz daha yükselir. Mahremiyet ise kapısı olan bir odadır; kapı sizin elinizde, istediğinizde açarsınız, istediğinizde kapatırsınız, ama orada bir oda var, kapı var, açılabilir, gizilemek, inkar etmek yok.
Şeffaflık sınırı, "Güven" zemininde belirlenir, güvenin düzeyine göre şekillenir. Güven tam ise, yılların biriktirdiği, sınanan, test edilen bir güven varsa, kimse kimsenin telefonunu karıştırma ihtiyacı duymaz. Şifreler bilinebilir, paylaşılabilir ama kullanılmaz, kullanmaya gerek hissedilmez, çünkü güven vardır. "Senin telefonuna bakabilir miyim?" sorusunun cevabı "Tabii ki, buyur" olabilir ama hiç sorulmaz bile çünkü sormaya gerek yoktur. Ancak güven zedelenmişse, bir ihanet yaşanmışsa, bir yalan ortaya çıkmışsa, bir süreliğine "radikal şeffaflık" gerekebilir. Yani, normalde mahrem sayılabilecek alanların, normalde özel tutulması gereken detayların, telefon dökümleri, mesajlar, konum bilgisi, sosyal medya hesapları gibi şeylerin iyileşme süreci boyunca açılması, paylaşılması gerekebilir. Bu, sürekli bir denetim, ömür boyu bir gözetim, hapishane bekçiliği değildir; bu geçici bir güven tazeleme, yeniden inşa sürecinin bir parçasıdır. Tıpkı kırık bir kemiğin iyileşmesi için geçici olarak alçıya alınması gibi, zedelenen güvenin iyileşmesi için de geçici olarak ekstra şeffaflık gerekebilir.
Bir çift hikayesi düşünelim: Burcu ve Kaan altı yıldır evliler. İlk yıllarda harika gidiyordu ama sonra Kaan'ın iş arkadaşıyla yakın bir dostluk kurduğu ortaya çıktı. Fiziksel bir şey olmamıştı ama duygusal bir yakınlık, gizli mesajlar, paylaşılan dertler, Burcu'nun bilmediği buluşmalar olmuştu. Burcu bunu öğrendiğinde dünyası karardı, hem kızgın hem kırgındı. Kaan özür diledi, ilişkiyi bitirdiğini söyledi ama Burcu artık güvenemiyordu. "Telefonunu görmek istiyorum" dedi bir gece. Normalde bu, sınır ihlali, mahremiyet ihlali olarak görülebilirdi ama şimdi farklıydı. Kaan, evet bu bir mahremiyet ihlali diyebilirdi ama ilişkisini kurtarmak istiyorsa, güveni yeniden inşa etmek istiyorsa, bir süreliğine bu şeffaflığı kabul etmesi gerekiyordu. Aylar geçtikçe, Kaan tutarlı davrandıkça, sözünü tuttukça, açık davrandıkça, Burcu'nun telefonuna bakma ihtiyacı azaldı, sonra tamamen bitti. Güven yeniden oluşmuştu, radikal şeffaflık dönemi kapanmıştı, normal mahremiyet sınırlarına dönülebilmişti.
Sağlıklı bir ilişkide, "Bunu ona söylemeli miyim yoksa kendime saklamalı mıyım?" sorusunun cevabı genellikle basit bir testle bulunabilir. Kendinize şu soruyu sorun: "Eğer eşim bunu başkasından duyarsa, tesadüfen öğrenirse, bir şekilde keşfederse, incinir mi, kırılır mı, güveni sarsılır mı?" Cevap evet ise, büyük ihtimalle anlatmalısınız, o konuda şeffaf olmalısınız. Eğer cevap "Hayır, bu sadece benim özel dünyamla ilgili bir şey, onu etkilemez, ilişkimizi etkilemez, bilmemesi onu incitmez" ise, kendinize saklayabilirsiniz, bu sizin mahrem alanınızdır. Bu test, neyin mahremiyet neyin gizlilik olduğunu ayırt etmenize yardımcı olur.
Unutmayın, eşiniz sizin gardiyanınız, bekçiniz, müfettişiniz, denetmenisiniz değil; hayat ortağınızdır, yoldaşınızdır, dostunuzdur. Şeffaflık, korkudan, yakalanma endişesinden, ceza korkusundan değil, saygıdan, sevgiden, ortaklık bilincinden doğmalıdır. "Korktuğum için anlatıyorum, söylemezsem ve öğrenirse tepki verir" motivasyonu değil, "Seni hayatıma dahil etmek istediğim için, seninle bir takım olduğumuz için, aramızda duvar olmasını istemediğim için paylaşıyorum" diyen bir şeffaflık, ilişkiyi özgürleştirir, hava verir, nefes aldırır. Şeffaflık bir gözetim aracı değil, bir bağlantı aracıdır; bir kontrol mekanizması değil, bir güven köprüsüdür.