Eşinizin Sevgi Dilini Doğru Konuşuyor musunuz?

Eşinizi seviyor musunuz? Cevabınız muhtemelen kocaman, tereddütsüz, içten bir "Evet" olacaktır. Tabii ki seviyorsunuz, onunla bir hayat kurmuşsunuz, çocuklar büyütüyorsunuz belki, her sabah yanında uyanıyorsunuz, geleceğinizi onunla hayal ediyorsunuz. Bu soruya verilecek başka bir cevap düşünemezsiniz bile. Peki şimdi çok daha kritik, çok daha can alıcı, belki de cevaplaması çok daha zor ikinci bir soru: Eşiniz kendini sizin tarafınızdan seviliyor hissediyor mu? Eşinize "Seni sevdiğimi biliyor musun?" diye sorsanız, o da aynı tereddütsüz, aynı içten bir "Evet" diyebilir mi? İşte hayati soru bu, işte ilişkilerdeki en büyük paradokslardan biri bu. Birçok evlilikte, birçok ilişkide, taraflar birbirini deliler gibi, deli divane, canından çok sevse de, bu sevgiyi göstermeye çalışsa da, "sevgi depoları" boş kalır, karşı taraf sevilmediğini hisseder, ihmal edildiğini düşünür. Nasıl olabilir bu? Çünkü biri elma vererek sevgisini gösterirken, diğeri armut beklemektedir; biri Çince konuşarak "Seni seviyorum" derken, diğeri Fransızca dinlemeye programlanmıştır. Gary Chapman'ın geliştirdiği ve dünya çapında milyonlarca çiftin ilişkisini dönüştüren "5 Sevgi Dili" kavramı, işte bu iletişimsizliği, bu yanlış anlaşılmayı, bu trajikomik durumu çözen bir anahtar, bir rehber, bir tercüman gibidir.
Biz insanlar genellikle sevgiyi, kendi algıladığımız, kendi hissettiğimiz, kendi ihtiyaç duyduğumuz dilde veririz; bu çok doğaldır çünkü bildiğimiz budur, tanıdığımız budur. Eğer sizin sevgi diliniz "Hizmet Davranışları" ise, yani siz kendinizi birileri sizin için bir şeyler yaptığında sevilmiş hissediyorsanız, eşinize de aynı şekilde sevginizi gösterirsiniz. Ona çay koyarak, kahvaltısını hazırlayarak, ütüsünü yaparak, arabasını yıkayarak, evdeki işleri üstlenerek, onun yükünü hafifleterek "Seni seviyorum, sana değer veriyorum" dersiniz. Her yaptığınız iş, her hizmet bir sevgi mektubu gibidir sizin gözünüzde. Ama eğer eşinizin sevgi dili "Onaylayıcı Sözler" ise, yani o kendini güzel sözlerle, iltifatlarla, takdirle sevilmiş hissediyorsa, o çayı içerken bile, temiz evi görürken bile, ütülü gömleğini giyerken bile içinden sadece şunu düşünecektir: "Bana hiç güzel bir söz söylemiyor, beni hiç övmüyor, bana ne kadar önemli olduğumu asla söylemiyor, beni sevmiyor artık." Sizin tüm emeğiniz, tüm çabanız, uykusuz geceleriniz, yorucu işleriniz boşa gider, fark edilmez, takdir görmez; onun da kalbi, sevgi deposu boş kalır, dolmaz. İkiniz de seviyorsunuz, ikiniz de göstermeye çalışıyorsunuz ama sanki farklı frekanslarda yayın yapan iki radyo istasyonu gibisiniz, birbirinizi duymuyorsunuz.
Bu beş sevgi dilinin ne olduğunu anlamak, ilişkide devrim yaratabilir. İlk dil "Onaylayıcı Sözler"dir ve bu dili konuşan insanlar için kelimeler, sözler, ifadeler dünyalara bedeldir. "Sana güveniyorum", "Çok güzelsin bugün", "Seninle gurur duyuyorum", "Sen harika bir eşsin", "Seni takdir ediyorum", "Ne kadar şanslıyım sana sahip olduğum için" gibi cümleler, bu insanların kalbine doğrudan ulaşır, sevgi depolarını doldurur, onları mutlu, güvende, değerli hissettirir. Eleştiri, aşağılama, küçümseme ise bu insanlar için çok yıkıcıdır, kalıcı yaralar bırakır. İkinci dil "Nitelikli Beraberlik"tir ve bu, yan yana oturup televizyon izlemek, aynı odada telefonlarla oynamak gibi yüzeysel bir birliktelik değildir. Nitelikli beraberlik, kesintisiz dikkat, odaklanmış ilgi, göz teması kurarak, telefonları bırakarak, dünyadan koptunuz baş başa, kaliteli zaman geçirmek demektir; derin sohbetler, birlikte yürüyüşler, sadece ikinizin olduğu anlar. Bu dili konuşan insanlar için "Bana zaman ayırıyorsun, bana dikkat veriyorsun" demek "Beni seviyorsun" demektir.
Üçüncü sevgi dili "Hediye Alma"dır ve bu, yaygın yanlış anlaşılmanın aksine, materyalist olmak, pahalı şeyler istemek demek değildir. Bu dili konuşan insanlar için hediye, "Seni düşündüm, sen benim aklımdaydın" diyen sembolik bir ifadedir. Bir çiçek, yolda geçerken alınmış bir çikolata, el yazısıyla yazılmış küçük bir not, fiyatı ne olursa olsun içten gelen bir armağan, bu insanların kalbini kazanır. Önemli olan hediyenin maddi değeri değil, arkasındaki düşünce, çaba ve sevgidir. Dördüncü dil "Hizmet Davranışları"dır ve bu dili konuşan insanlar için sevgi eylemlerle, işlerle gösterilir. "Bugün bulaşıkları ben yıkarım, sen dinlen", "Çocukları ben uyuturum, biraz kendine vakit ayır", "Arabayı ben servise götürdüm, senin uğraşmana gerek yok" gibi yük hafifletici, yardımcı davranışlar, bu insanlar için en romantik sözlerden daha etkilidir. Beşinci ve son dil "Fiziksel Temas"tır ve bu, sadece cinsellik demek değildir, bunun çok ötesindedir. El ele tutuşmak, sarılmak, saçını okşamak, omzuna dokunmak, yanağından öpmek, fiziksel yakınlık, bu dili konuşan insanlar için vazgeçilmez, hayati önem taşır. Onlar için dokunulmadan sevgi eksik kalır, dokunuş olmadan sevgi mesajı tam iletilmez.
Eşinizin sevgi dilini bulmak için en etkili yöntemlerden biri, onun en çok neyden şikayet ettiğine dikkatle kulak vermektir. Şikayetler genellikle karşılanmamış ihtiyaçların, doldurulmamış sevgi depolarının sesidir. Eğer eşiniz sürekli "Benimle hiç ilgilenmiyorsun, hiç zaman geçirmiyorsun, hep işin var, hep telefondasın" diyorsa, muhtemelen onun sevgi dili Nitelikli Beraberliktir ve doyurulmayan ihtiyaç budur. Eğer "Bana hiç yardım etmiyorsun, ben bu evde tek başıma her şeyi yapıyorum, parmağını kıpırdatmıyorsun" diyorsa, muhtemelen sevgi dili Hizmet Davranışlarıdır. Eğer "Bana hiç güzel bir şey söylemiyorsun, son ne zaman iltifat ettin, hiç takdir etmiyorsun" diyorsa, Onaylayıcı Sözler olabilir. Bu şikayetler aslında şifreli sevgi talepleridir, tercüme edilmesi gereken mesajlardır.
Bir çift hikayesi düşünelim: Ece ve Kerem on yıldır evliler. Kerem, Ece'yi çok seviyordu, bundan emindi. Her gün işten gelirken çiçek alıyordu, doğum günlerinde pahalı hediyeler veriyordu, yıldönümlerinde mücevher alıyordu. Ama Ece hiçbir zaman gerçekten mutlu görmüyordu, hep bir şikayet, hep bir mutsuzluk vardı. "Benimle ilgilenmiyorsun" diyordu Ece, Kerem anlamıyordu, "Nasıl ilgilenmiyorum, sana aldığım hediyelere bak, her şeyimi sana veriyorum" diye düşünüyordu. Sonunda bir gün 5 Sevgi Dili kitabını okudular ve şok oldular. Kerem'in sevgi dili Hediye Alma'ydı; o hediye alarak, vermek istediğini en iyi ifade ediyordu. Ama Ece'nin sevgi dili Nitelikli Beraberlikti; o sadece Kerem'in zamanını, dikkatini, varlığını istiyordu. Pahalı hediyeler onu etkilemiyordu çünkü arkasında zaman yoktu, beraber geçirilen anlar yoktu. Kerem stratejisini değiştirdi: Hediyeleri azalttı ama her akşam bir saat telefonları kapatıp sadece Ece'yle sohbet etmeye, hafta sonları Ece'nin istediği şeyleri birlikte yapmaya başladı. Ece'nin yüzü açıldı, gülmeye başladı, ilişkileri canlandı. Aynı sevgi, farklı dil, farklı sonuç.
Kendi dilinizde değil, eşinizin dilinde sevgi vermek, ilişkinize yapabileceğiniz en değerli, en kârlı, en dönüştürücü yatırımdır. "Bana çok saçma geliyor, sadece sarılmakla mı sevgi olur, ne alakası var" demeyin; bu sizin diliniz olmayabilir ama onun dili olabilir. "Nasıl yani, benim için işler yapması mı lazım sevgi için, bu sevgi değil iş bölümü" demeyin; bu sizin için önemsiz olabilir ama onun için her şey olabilir. Eğer eşiniz Fransızca anlıyorsa, ona ısrarla, inatla Çince şiir okumanın, ne kadar güzel okursanız okuyun, hiçbir anlamı yoktur, sizi duymayacaktır. Sevgiyi onun anlayacağı dilden, onun duyacağı frekanstan fısıldayın. O zaman mesajınız ulaşacak, o zaman sevgi deposu dolacak, o zaman "Beni seviyor" diyecek ve o zaman ilişkiniz gerçekten çiçek açacak.