Barıştıran'ın Hikayesi


Barıştıran'ın bu ilk sayfasını, dijital dünyanın uçsuz bucaksız beyazlığına düşen ilk mürekkep damlası gibi, büyük bir sükûnet ve aynı zamanda derin bir mesuliyet hissiyle açıyorum. Her başlangıç kendi içinde bir "Ma" barındırır; yani Japonların o eşsiz tabiriyle, henüz yazılmamış olanın içindeki potansiyeli ve yeni bir sözün doğması için gereken o kıymetli boşluğu temsil eder.
Yıllarca adliye koridorlarının o kendine has, tozlu evrak kokusuyla harmanlanmış, ekseriyetle soğuk ve mesafeli uğultusunu dinledim; o mermer zeminlerde yankılanan her adımın, aslında teknik bir çözüm arayışından ziyade bir anlaşılma feryadı, bir adalet beklentisinden öte bir iç huzur arayışı olduğunu zamanla çok daha iyi kavradım. Kağıt üzerinde, mühürlü zarfların içinde yazan ve hukuken "kazanan" tarafı belirleyen o kesin kararların, çoğu zaman tarafların kalbindeki o derin, sessiz ve onarılmamış boşluğu doldurmaya yetmediğine defalarca şahitlik ettim. Hukuk bize teknik bir hüküm, sarsılmaz bir kural veya bir hak teslimi sunabilir; fakat ruhun muhtaç olduğu o hakiki ve kalıcı barışı, tarafların birbirinin gözünün içine bakabildiği o samimi uzlaşıyı her zaman vaat etmez.
Bir bilgisayar mühendisi olarak algoritmaların kusursuz ve rasyonel mantığına, bir hukukçu olarak adaletin o milimetrik terazisine ve bir akademisyen olarak bilginin dönüştürücü, ufuk açıcı gücüne gönülden inanarak bu uzun yolculuğa çıktım. Ancak Barıştıran'ın asıl ruhunu ve bu ilk yazıyla ilan ettiğimiz vizyonunu, teknik dökümanların veya akademik makalelerin çok uzağında, Japonların o kadim Kintsugi felsefesinde buldum. Kintsugi, kırılan bir seramiği değersiz görüp çöpe atmak yerine, kırık parçaları altınla birleştirerek o nesneyi eskisinden çok daha kıymetli, dayanıklı ve yaşanmışlık kokan bir sanat eserine dönüştürme zarafetidir. Bizim insani uyuşmazlıklarımız, aile içindeki çatlaklarımız veya ticari ihtilaflarımız da aslında tam olarak böyledir; bir kez çatlayan bir güven veya kırılan bir gönül bağı, hiddetle bir kenara fırlatılmak veya mahkeme salonlarında daha da parçalanmak yerine, sabırla ve doğru bir diyalogla onarıldığında ortaya çıkan bağ, hiç kırılmamış olandan çok daha dirençli, çok daha bilgece ve anlamlı hale gelir.
Barıştıran, tam da bu dijital gürültünün, hızın ve kaosun ortasında, bir sığınak işlevi görmek, Japon estetiğindeki o dingin ve onarıcı boşluğa bir yer açmak gayesiyle doğdu. Bu platformu sadece bir yazılım, bir mobil uygulama veya bir kod dizini olarak tanımlamak, onun arkasındaki manevi emeği eksik bırakacaktır; zira Barıştıran, Anadolu'nun o kadim Akil Rehberlik geleneğinin irfanıyla beslenen, teknolojinin hızıyla karmaşık ihtilafları saniyeler içinde analiz eden ve nihayetinde tarafları sükunetle tasarlanmış, her türlü kirlilikten arındırılmış bir dijital iletişim köprüsünde buluşturan hibrit bir ekosistemdir.
Bu noktada önemle vurgulamam gereken bir husus var: Barıştıran, hukuki danışmanlık veya psikolojik terapi hizmeti sunmaz. Platform, taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı ve yapıcı bir diyalog ortamı oluşturmayı amaçlar. Hukuki kararlarınız için mutlaka bir avukata, psikolojik destek ihtiyacınız için bir uzmana başvurmanızı rica ediyoruz. Bu içerik ve platformumuzun tamamı bilgilendirme amaçlıdır; profesyonel danışmanlığın yerine geçmez ve geçmeyi de asla hedeflemez.
Bu meşakkatli ve bir o kadar da heyecan verici yolculuğun ilk adımlarını atarken, heybemde sadece karmaşık algoritma taslakları veya katı kanun metinleri değil, asırlardır barışın yegane elçisi, bereketin ve huzurun simgesi kabul edilen bir zeytin dalı taşıyorum. Çünkü çok iyi biliyorum ki, kördüğümleri bir kılıç darbesiyle kesip atmak, bir ilişkiyi tek bir hükümle koparıp bitirmek her zaman en kolay yoldur; ancak asıl zarafet, gerçek başarı ve toplumsal olgunluk, o düğümleri incelikle, sabırla, kimsenin gururunu incitmeden ve her iki tarafı da selamete erdirerek çözebilme sanatında gizlidir.
Bugün, Barıştıran'ın bu ilk, bembeyaz ve umut dolu sayfasını hep birlikte açıyoruz; niyetimiz sadece bekleyen bir dava dosyasının kapaklarını kapatmak değil, insandan insana giden, önyargılardan arınmış yeni bir kapı aralamaktır. Karmaşadan sükunete, çatışmadan uzlaşıya, karanlıktan zeytin ağaçlarının altındaki o huzurlu gölgeye giden bu yolda, bizimle yürümeye ve barışın o vakur, o iyileştirici sesine hep birlikte kulak vermeye hazır mısınız?