Aklınızla Mı Oynanıyor? İlişkide Gaslighting İşaretleri

Hiç bir tartışma sırasında kendinizden, hafızanızdan, hatta akıl sağlığınızdan şüphe ettiğiniz oldu mu? Eşiniz size o kadar kendinden emin bir şekilde "Ben öyle bir şey demedim, sen uyduruyorsun!" dedi mi? Olayın öyle olmadığını bildiğiniz halde, sonunda "Acaba gerçekten ben mi yanlış hatırlıyorum, acaba ben mi çok hassasım?" diye düşünerek özür dilediğiniz vakalar yaşandı mı? Eğer cevabınız evet ise, ilişkilerin en sinsi, en tehlikeli manipülasyon türlerinden biriyle karşı karşıya olabilirsiniz: Gaslighting.
Bu terim, 1944 yapımı Gaslight filminden gelir. Filmde koca, evdeki gaz lambalarının ışığını her gün biraz daha kısar ama eşine "Işıklar aynı, sen hayal görüyorsun, delirmeye başladın" diyerek kadını kendi algısından şüphe etmeye sürükler. İlişkilerde de tam olarak bu olur. Manipülatör, gerçeği sistematik olarak çarpıtarak, inkar ederek ve yalan söyleyerek kurbanın gerçeklik algısını bozar. Kurban zamanla kendi hislerine, hafızasına ve kararlarına güvenemez hale gelir ve tamamen manipülatöre bağımlı olur. Bu, fiziksel iz bırakmayan ama ruhu paramparça eden bir psikolojik şiddettir.
Gaslighting'i tespit etmek zordur çünkü yavaş ve sinsi ilerler. Genellikle belirli cümlelerle kendini gösterir. "Ben asla öyle bir şey söylemedim, yapmadım" gibi inkar cümleleri kullanılır; kanıtınız olsa bile o kadar net bir şekilde reddeder ki kendinizden şüphe edersiniz, "Acaba rüya mı gördüm" diye düşünürsünüz. "Sen çok hassassın, şakadan anlamıyorsun" gibi duyguyu küçümseyen cümleler söylenir; size hakaret eder, üzüldüğünüzde ise sizi suçlar, "Ne var bunda ağlayacak, amma abarttın" der ve sizi tepkilerinizin anormal olduğuna inandırmaya çalışır. "Sen delisin, paranoyaksın, tedaviye ihtiyacın var" gibi etiketlemeler yapılır; sizi dengesizlikle suçlayarak itirazlarınızı geçersiz kılar, hatta çevrenize de "Eşimin psikolojisi bozuk" diyerek sizi yalnızlaştırır. "Olayları çarpıtıyorsun" gibi yansıtma kullanılır; kendi yaptığı şeyi, yalan söylemek ve manipüle etmek gibi davranışları size mal eder, suçlu sizmişsiniz gibi hissettirir. "Ben bunu senin iyiliğin için yaptım" gibi kılıf uydurma yapılır; size zarar veren davranışlarını sevgi maskesi altına gizler.
Gaslighting'e maruz kalan kişi zamanla kendine olan tüm güvenini kaybeder, sürekli "Acaba yanlış mı yapıyorum" kaygısı yaşar, karar vermekte zorlanır, kendini sürekli özür dilerken bulur, eşini memnun etmek için çırpınır ama asla başaramaz. İçinde sürekli bir huzursuzluk, bir "bir şeyler yanlış" hissi vardır ama bunu tanımlayamaz. Kendini eski, neşeli, özgüvenli halinden çok uzak, sönmüş bir balon gibi hisseder.
Bu döngüden çıkmanın ilk adımı farkına varmaktır. Yaşadığınız şeyin bir iletişim sorunu değil bir manipülasyon olduğunu idrak etmelisiniz; sorun sizin hafızanızda veya hassasiyetinizde değil, karşınızdakinin inkarındadır. Gerçekliğinize tutunmak önemlidir; olayları not alın, tartışmaları, verilen sözleri, yaşananları bir günlüğe yazın çünkü "O gün bunu dedi" diye elinizde yazılı bir kanıt olması kendinize olan güveninizi korumanızı sağlar. Eşiniz inkar ettiğinde onunla tartışmayın, sadece "Benim hatırladığım bu değil ve ben hafızama güveniyorum" deyin, gerçeğinizi savunmaktan vazgeçmeyin.
Manipülatörle mantıklı bir tartışma yürütemezsiniz çünkü o haklı çıkmak için gerçeği bükecektir. Döngüye girdiğinizi fark ettiğinizde "Şu an bir yere varamıyoruz, bu konuyu konuşmak istemiyorum" diyerek ortamdan uzaklaşın, sizi kendi girdabına çekmesine izin vermeyin. Bir terapist veya güvendiğiniz bir arkadaşınızla konuşun, yaşadıklarınızı bir üçüncü göze anlatmak "Ben deli değilim, yaşadıklarım gerçek" demenizi sağlar. Gaslighting izolasyonla beslenir, sessizliğinizi bozun. "Bana deli demene izin vermiyorum", "Benim duygularım benim için gerçek ve abartıyorsun denilmesini kabul etmiyorum" gibi sınırlarınızı net bir şekilde belirtin. Eğer davranışlar değişmiyor ve psikolojik şiddet devam ediyorsa, ilişkiden uzaklaşmayı veya profesyonel yardım şartı koymayı düşünmelisiniz.
Sevgi güven verir, sevgi sizi olduğunuzdan daha iyi hissettirir. Sizi sürekli kendinizden şüphe etmeye, yetersiz ve dengesiz hissetmeye iten bir duygu sevgi değildir, kontroldür. Kendi aklınıza, kendi hislerinize ve kendi gerçeğinize sahip çıkın. Siz başkasının tanımladığı kişi değil, kendi bildiğiniz kişisiniz. İçinizdeki ışığın kısılmasına izin vermeyin.